Select Menu

Slider

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Popular Posts

Subscribe

Recent Posts (Do not edit)

Video of Day

Advertisement

Text Widget

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation test link ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

Duis aute irure dolor in reprehenderit in voluptate another link velit esse cillum dolore eu fugiat nulla pariatur.

Sample Text

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Followers

Instagram Photo Gallery

Popular Tags

Tags

Video of Day

About

Join Us

Advertisement

  • Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit.
  • Aliquam tincidunt mauris eu risus.
  • Vestibulum auctor dapibus neque.

Ads

Need our help to upload or customize this blogger template? Contact me with details about the theme customization you need.

Advertisement

About

Our Company Inc.
2458 S . 124 St.Suite 47
Town City 21447
Phone: 124-457-1178
Fax: 565-478-1445

Technology

" });

Popular Posts

Travel

Performance

Cute

My Place

Slider

Racing

Videos

1-)Kitabın Konusu   :

Orta gelirli İstanbul’da yasayan bir aileye, sonradan görme zengin bir akrabanın kızı olarak gelen bir kız ve bu ailenin yargı değerlerini nasıl alt üst edişi konu ediliyor.Kızın aileye gelir olarak sağladığı katkılar,kaprisleri ve güzel olmasından dolayı bir çok talip çıkması aile içinde nasıl etkiler yaptı anlatılıyor.

2-)Kitabın Özeti        :

Postacının bile pek seyrek uğradığı evlerine postacı bir gün bıraktığı mektup evde şaşkınlık uyandırır.Mektupta Ata Efendinin teyze oğlu Yaşar kızını İstanbul’a yollayacağı yazmaktadır.Ayrıca yanında üç yüz lira göndermektedir.Böyle bir şeyi istemeyen Ata Efendi evde oluşabilecek problemlerden kaygılanmaktadır.Ama zengin olan teyze oğlunun göndereceği para hiçte göz ardı edilecek bir miktar değildir.Ayrıca kız güzel ise evde bulunan huzurun kaçabileceğini düşünmektedir.
Ama kız emrivaki bir şekilde gönderilir.Ve evde tahmin edilenden çok farklı bir kız çıkar karsılarına.Oldukça güzel olan kız  evdekilerde dahil olmak üzere bir çok kişinin ilgisini kazanır. Eve yeni bir gelir kapısı da açılmış  olur. Yaşar’ın İstanbul’daki iş ortaklarından da kızın  geçimi için para vermektedirler.Ata Efendi’de kıza tutulur bu arada. Ata Efendi çalıştığı yerde güvenilir birisidir.Bir gün patronun oğlu Ayşen ile tanışır.Bu da iş yerinde Ata Efendi’ye bir karizma kazandırmıştır. Ata Efendi patronu ve Patronun oğlu ile daha sık bir araya gelirler ve patronun oğlu Rüştü kıza taliptir. Rüştü Ata Efendi ile oldukça ahbap olurlar.Ata Efendi terfi eder. Rüştü bir yere görürse Ata Efendi ve ailesini kimseye para ödetmez ve bir zengin gibi yaşamaya başlarlar. Daha sonra elçi Sait Reşit ile ilişkisi olan Ayşen yanlış bir karar verir ve elçi ile evlenerek yurt dışına çıkarlar.
Ayşen bu ilişkiden mutlu olmaz ve Rüştü ile Ata Efendi kız geri döndürmek için uğraşırlar. Ayrıca evde kız gidince eski haline dönmüş parasızlık baş göstermiştir. Kız da geri dönmek istemektedir.Evdekiler kızı özlemişlerdir. Ayşen geri döner. Patronun oğlu Rüştü ile evlenir.Böylece herkesin istediği son ortaya çıkmış olur.

3-)Kitabın Ana Fikri            :

Para ve fiziki güzellikler insanların hayatına olumsuzluk ve huzursuzluk getirebilir.Bu gibi güzellikleri olması gerektiği gibi karşılamalı ve ne oldum delisi olmadan bunlardan faydalanılmalıdır. Çıkar her ne olursa olsun ahlaki değerlerden  taviz verilmemelidir.

4-)Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi     :

Ata Efendi                 : Evin babası.

Üftade Hanım           : Evin annesi.

Feride                         : Ata Efendi’nin Kızı.
Atıf                             : Ata Efendi’nin Damadı.

Yaşar                          : Ata Efendi’nin teyze oğlu.

Ayşen                         : Yaşar’ın Kızı.

Rüştü                          : Ata Efendi’nin patronunun oğlu.

İsmail                          : İşyerinin katiplerinden.

Mesture Hanım           : İsmail beyin hanımı.

Berin                           : Mesture hanımın kardeşi.

Deniz                          :Berin hanımın kızı.

Alımsızoğulları           : Yaşar Beyin ortakları.

Sait Reşit Bey            : Mısır elçisi.

5- )Kitap Hakkında Şahsi Görüşler           :

Anlatımı sade ve yalın bir kitap.Olayların akışkanlığı okuyucuya zevk veriyor.Aile ve ahlaki ilişkiler açısından çarpıcı bir eser. Yazar okuyucuyu fazla yormadan konuyu anlatıyor.

6-)Kitabın Yazarı Hakkında Bilgi  :

1888 yılında Beylerbeyi’nde doğan Refik Halid, 18. yüzyıl sonlarında bir kolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesindendir.Galatasaray Sultanisi ve Mekteb-i Hukuk’ta okuyan yazar, Meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe  başlamıştır. Kısa sürede üne kavuşmuş, Fecri Ati edebiyat topluluğu kurucularından olmuştur. Kirpi adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Ve Terakki hükümetince Anadolu’nun çeşitli yerlerine gönderilmiş, ancak 1. Dünya Savaşı’nın son yılında İstanbul’a dönebilmiştir.Dönüşünde bir süre öğretmenlik yapmıştır. Başyazarlık ve Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan Refik Halid, bu ara tanınmış Ay dede mizah dergisini de çıkarmıştır.


Bazı siyasal davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan yazar, Halep’e yerleşerek Vahdet gazetesini çıkarmıştır.Hatay’ın Türkiye topraklarına katılmasında katkıları olmuştur.1938 yılında yurda dönen Refik Halid, çeşitli dergi ve gazetedeki günlük yazıları ve 20 kadar romanı ile yaşamını sürdürmüştür.1965 yılında ölen yazar;tekniği, dilinin güzelliği, taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti ile ün yapmış, Modern Türk Edebiyatı’nın temel taşlarından biri olmuştur.
- - -
1.    KİTABIN KONUSU : İlk evliliğinde yaşadığı kötü olaylar sonucu kadınlarn hepsine önyargılı bakan ve onları değersiz gören İskender ‘in başından geçenler anlatılmaktadır.

2. KİTABIN ÖZETİ      : Kitap, İskender adlı orta yaşlı bir adamın başından geçenleri anlatmaktadır. İskender, ilk öğrenimini Ankara‘da, orta öğrenimini Amasya ve Niğde ‘de yapmıştır. Babasının mesleği nedeniyle birçok yere gitmiş ve çeşitli insanlarla tanışmıştır. Okul yıllarında genellikle sakin bir yapıya sahip olan İskender askere gidip geldikten sonra tanıştığı Zeynep adlı kadın yüzünden sert, sinirli bir kişiliğe bürünür. Bunun böyle olmasının sebebi kadınla yaşadıkları değişik olaylardır.
            Zeynep ile İskender mutlu bir ilişkiye sahiptiler fakat daha sonraları Zeynep, İskender‘i Mesut adlı bir gençle aldatır. Zeynep eve geç gelmeye, İskender‘ e karşı ilgi göstermemeye başlar. Zaman içinde İskender buna katlanamaz ve boşanırlar. Böylece İskender ‘ in kadınlara karşı bir fobisi oluşur. Her kadını Zeynep gibi görür ve hiçbirine güvenemez.. Kendine, bir daha kimseyi sevmeyeceğine dair söz verir. İki sene sonra İskender başka bir yerde çalışmaya başlar. Çalıştığı ofiste yan masada çok güzel, çalışkan ve çekici bir kadın vardır. Gittikçe bu kadına karşı bir şeyler hissetmeye başlar fakat önceki deneyimi yüzünden uzun süre kendini engeller. Kadına karşı soğuk davranır, hatta bazen tersler ama bunları tamamen isteksiz olarak yapmaktadır. Kafasındaki düşünceler onu bir kadın düşmanına çevirir. Kadınları dünya için gereksiz görmeye başlar. Yan masada çalışan Belgin isimli güzel kız İskender’ e aşık olur ve onun garip tutumunu anlayamaz. İskender de zamanla içindeki sevgiye karşı koyamaz ve Belgin’ e hissettiklerini anlatır.

3. KİTABIN ANA FİKRİ   : Hayatta hiçbir zaman ön yargılı olmamalıyız.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
            İskender : Başarılı, insanlarla olan ilişkileri iyi, duygularıyla hareket eden, değişken fikirlere sahip olan orta ayşlı biri.
            Zeynep  : Çekici, güzel, çalışkan, deli dolu, çapkın ve eğlenmeyi seven bir kişilik.
            Belgin  : Genç, uzun boylu, iyi niytli, utangaç, duygularını tam yansıtamayan biri.
            Mesut    : Yakışıklı, zengin, kibirli, insanları umursamayan bir kişilik.

5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
         Kitapta insanlar arasındaki ilişkiler son derece detaylı anlatılmış. Sürekli gelişen olumsuzluklar bazen okuyucuyu sıkabiliyor. Yazar, kişileri iyi tasvir etmiş ve olaylar akıcı bir şeklde ele almış.

6. YAZAR HAKKINDA BİLGİ  : Reşat Nuri, 1912 yılında İstanbul Darulfünunu Edebiyat Şubesini bitirdikten sonra liselerde edebiyat, Fransızca ve felsefe okuttu. 1931 ve 1943 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi olarak Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu.
Bir dönem Zaman gazetesine Temaşa Haftaları başlığı ile tiyatro eleştirileri yazdı çeşitli takma isimlerle (Şair, Nedim, Büyük Mecmua, İnci dergilerinde Hayreddin Rüşdi, Sermed Ferid, Mehmed Ferid) hikayeler yayınladı. Reşet Nuri'nin bazı mizah dergilerinde farklı takma isimler kullandığı da görülmüştür. Ayrıca "Harabelerin Çiçeği" adlı eserini yine zaman gazetesinde Cemil Nimet adıyla yayınladı. Cumhuriyet'in yeni kurulduğu 1923-1924 yıllarında arkadaşlarıyla birlikte Kelebek isimli haftalık bir mizah dergisi çıkardılar. Reşat Nuri Güntekin, Batılı bazı yazarlarından romanlar, hikayeler çevirmiş, oyunlar uyarlamıştır. Akciğer kanresinden tedavi olmak için gittiği Londra'da ölmüş (Aralık, 1956) ve cenazesi İstanbul'a getirilerek, Karacahmet   Mezarlığında   defnedilmiştir.

Romanları: Harabelerin Çiçeği (1918), Gizli El (1920), Çalıkuşu (1922), Dudaktan Kalbe (1923), Damga (1924), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928), Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen, Miskinler Tekkesi (1946), Ripka İfşa Ediyor (1949), Kavak Yelleri (1950), Kan Davası (1955), Boyunduruk (1960), Son Sığınak (1961).


- - - -
1.    KİTABIN KONUSU : Ömer Hayyam ‘ ın Semerkant ‘ a gelişi ; burada yaşadıkları ve tarihe damgasını vuran eserinin oluşması.
2. KİTABIN ÖZETİ         :  Roman 11. yy’da yaşamış olan İranlı bilge ozan ömer Hayyam ‘ ın hayatı ve Rubaiyat ‘ ının öyküsünü anlatmaktadır.
            Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Ömer Hayyam bilgeiğiyle ve şairliğiyle her tarafta tanınan birisiydi. Onun tüm hayali Semerkant ‘ I görmek , oranın güzelliğini keşfetmekti. Gittiği yerde başından geçen birtakım olaylar sonucunda kadıyla tanışması ve onun tavsiyesi üzerine eserini bir kitapta toplar. Onun bu şairane ve bilge kişiliği kendisinin devletin en üst kademesine kadar yükseltir. Herkesin takdirini toplar ve kitabını her türlü koşullara rağmen tamamlar.
            Kitabın ikinci bölümünde de Benjamin Omer adındaki bir Ömer Hayyam hayranı bu  şaheseri bulmak için birçok zorlu yoldan geçer ve macera kitabın Titanic gemisinde kaybolmasıyla son bulur.
3.    KİTABIN ANA FİKRİ : Tüm zorluklara rağmen insanlar hayallerini gerçekleştirmelilerdir.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
            Ömer Hayyam : Bilge , filozof  gökbilimci , matematikçi , herkesin güvendiği , olaylara tarafsız bakabilen bir kişilik.
            Hasan Sabbah:Zeki , araştırmacı , azimli fakat bilgisini ve yeteneklerini kötüye kullanan birisi.
            Benjamin Omer: Araştırmacı , maceracı ve kendini Rubaiyat ‘ I bulmaya adayan birisi.
5.    KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
  Kitap geçmişteki olatlara bizlere dersler veriyor. Tarihin bizler tarafından fazla bilinnmeyen yönlerine ışık tutuyor.
6.    KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİGİ :
1949 ‘da Lübnan ‘da doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı. 1976 ‘dan beri Paris ‘te yaşıyor. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf , bugün vaktinin çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.
      ESERLERİ : Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri , Afrikalı Leo , Semerkant , Doğunun Limanları , Tanios Kayası , Ölümcül Kimlikler


- - - - - -

Çarpıtılmış Gerçeklikler ve Zerdüştlük

Yeryüzünde var olan tüm dinler insanların iyiliği için var olmuştur. Asıl çıkış amaçlarının temeli mutluluk, iyilik, doğruluk gibi insani değerleri ön planda tutan ilkeler üzerindedir. Zerdüştlük inancının da temeli iyilik üzerindedir. İyi davranış, iyi düşünce, iyi eylem…  Çoğu inançta olduğu gibi bu  inanç da değişikliğe uğramış ve kendi öz değerlerinden koparılmıştır. Sonrasında ve günümüzde ise tamamen çarpıtılmaktadır. Ateşe tapmak, Şeytana tapmak, Güneşe tapmak gibi çarpıtılmış bakış açılarıyla bu inanç kirletilmeye çalışılıyor.

Zerdüştilikte ateşe tapmak gibi bir durum söz konusu değildir. Ateş sadece kutsaldır ve ondan kral diye söz edilmektedir. Nasıl ki yere düşmüş bir ekmeği kaldırıp, öpüp, alnına koyduktan sonra yüksek-temiz bir konuma bırakan bir müslümandan ‘’Bakın bu ekmeğe tapıyor’’ diyemiyorsak,  ya da Hiristiyanlık’ta ,; Meryem’e, şaraba, eşitliğe tapınmıyorsa,  Zerdüştilikte de ateşe tapınmıyor. Sadece benimsenen değerlere kutsanmışlık vardır. Ki bu sadece Zerdüştlüğe özgü de bir şey değildir. Günümüzde bile namus, onur gibi kavramlar kutsallaşmış ve biz bunlara tapmıyoruz. Ve Zerdüştilikte kutsanan sadece ateş de değildir. Kılıç, topuz da kutsal sayılır ve toplantı salonlarının duvarlarına asılırlar.

‘’Peki ateşe tapınanlar hiç mi yok?’’   Gerçeklikler asla inkar edilemez zaten.  Gerçeklikler tüm çıplaklığıyla da konuşulur, yazılır, çizilir. Evet, ateşe tapınan Zerdüştler de var. Zerdüştlük inancı ne sadece bir birey tarafından kabul edildi ne de dünyadaki bütün kavimler tarafından.. Zerdüştlük inancını benimsemiş olan birkaç topluluk ateşe aşırı kutsallık atfettikten sonra ateşi nerdeyse ilahlaştırmışlardır. Ve Zerdüştlüğün öz temellerinden ayrı kalmışlardır. Ki bunlar da Müslümanların kutsal kitabı Kuran’da ‘’mecusiler’’ olarak geçmektedir.  Ya da ateşe tapan Zerdüştler de diyebiliriz. Ya da Zerdüştlük inancında değişimler yaratıp ‘’kendi Zerdüştlüğünü yaşayanlar’’ da …  Tıpkı Hristiyanlık’ta katolok ile Protestanların  ya da İslam’da Şii, Hanefi, Şafi gibi toplulukların kısmen de olsa yaşayış tarzlarında ve düşünsel yorumlarında farklılıklar oluşturduysa Zerdüştlükte de durum böyledir. Tabi Mecusiler bir mezheptir filan demiyorum ama Zerdüştlük özünü ve gerçekliğini farklı yorumlayan toplulukturlar.

‘’Zerdüştilikte-Ezidilikte Şeytana tapmak var mıdır? ‘’  Bunu açıklamadan önce Zerdüştlük dinini resmi inancı yapmış olan Med-Pers krallığı ile İskender arasında yapılan savaşın kısmi detaylarına inmek gerek  İskender Med krallığını fethettikten sonra burada Zerdüştlüğün kutsal kitabı olan Avesta’yı da yakar-zarar verir. Ceylan derisi üzerine yazılan gathaların bir bölümü kurtarılır (Günümüzdeki Avesta).  İskender’in fethinden dolayı bazı Zerdüşt toplulukları İran’ın doğusuna yerleşir. Fakat İskender fethini daha da yaymaya çalışır. Bunun üzerine buradaki Zerdüşt toplulukları Şengal’e göç ederler(Günümüzdeki Ezidiler’i oluştururlar).

Ezidilik inancında Xweda(yaratıcı)  Dünyayı yaratmak için Meleke Tawus’u  (şeytan diye bilinen Melek)  yanına çağırır ve ona dünyayı yaratma emri verir. Meleke Tawus da  Allah’tan dört melek ve dört cin ister. Allah da istediğini ona verir.  Meleke Tawus,  Allah’ın verdiği emirle dünyayı, suyu, ateşi, toprağı, doğayı yaratır.  Allah da Meleke Tawus’a  yarattığı bu doğaya tabi olmasını ister. Meleke Tawus ise; ‘’Bu kainatın ve her şeyin yaratıcısı sensin. En yüce olan da sensin. Ben sadece sana tabi olurum.’’ der.  İşte Ezidilik inancına göre Meleke Tawus bunu söylerken aslında Allaha karşı çok itaatkardır. Ve Meleke Tawusun daha da büyük bir melek olduğunu kabul ederler. Allah’ı  inkar söz konusu değildir. Şeytana tapmak da söz konusu değildir. Allaha da, Meleke Tawusa da sonsuz bir bağlılık vardır. Ki konuşmalarına bile baktığımızda iki cümlelerinin birinde mutlaka xweda, xwede (Allah) vardır.

T.C  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da  gittiği çoğu ortamlarda Kürtlerin en eski dini olan Zerdüştlüğe hakaret etmekte ve onu  çarpıtmakta,  Ünlü cicişler uzmanı Adnan Oktar da uydurmuşlukta sınır tanımamakta.  İnsanlar  kendi yanlışlarını örtmek için başkalarında kusur ararlar. Kendi ruhunu kirlilikten arındıramayanlar Zerdüştlüğü kirletmeye çalışıyorlar.  Oysa Zerdüşt;  ‘’kirletmeyin!’’ der.  İyi söz,  iyi düşünce, iyi eylem…

Ateşin sıcaklığının içimizi aydınlatması, ruhumuzu ferahlatması dileğiyle.   İyilikler bizim, daha büyük iyilikler tüm insanlığın olsun!





1.KİTABIN KONUSU
           
Romanın kahramanı Jesse ne yapacağını bilemez durumdadır. İşlemediği bir suçtan tutuklanmış ve cezaevine kapatılmıştır. Burada, zamanının bir yarısını hücresinde tek başına, diğer yarısını da, eskiden ajanlık yaptığı için onu öldürmek isteyen diğer suçlularla kavga ederek geçirir. Moralinin iyice bozulduğu bir anda, kendisine bir çıkış yolu görünür. Özgürlüğünü kazanabilmesi için, Idaho Yarımadasındaki dağlara yerleşmiş, tehlikeli ve ırkçı bir tarikatın içine sızıp bu tarikatı etkisiz hale getirmesi gerekmektedir.Tek amacı kaybettiği özgürlüğüne tekrar kavuşmaktır.

2.KİTABIN ÖZETİ

                ATLANTA Cezaevine bir helikopter iner ve Jessie WARDEN adlı tutukluyu sebep göstermeden belli bir süre için tahliyesini isterler.Gelen kişi Jessie’nin eski ajan arkadaşı Kip FULLER’dir.Jessie ise sürekli mahkumlar tarafından hapishanede baskı görmektedir.Karısını kaybetmiş ve küçük kızından da haber alamamaktadır. İşlemediği bir suçtan ömür boyu mahkumdur ve henüz on dört ay geçmiştir.
            Jessie,müdürün odasına çağırılır ve karşısında Fuller’I görür.Hiç bir şey söylenmez ve helikopter ile Başkan BARKER’in yanına hareket ederler.Jessie,Barker’dan nefret etmektedir ve kendisine onun iftira attığını düşünmektedir.Barker ona görevini anlatmaya başlar.IDAHO yarımadasında yerleşik halde bulunan Birleşik Devletler’in karşı karşıya kaldığı çok büyük tehlikeden söz eder.Buraya daha önce iki ajan daha gönderilmiş fakat hiç biri geri dönememiştir.Jessie ise karşılık olarak onların kendisine ‘af’ çıkartmalarını ister.Tek isteği hapishaneye bir daha dönmemektir.Fakat başaramaz ise geri dönecekti.Kabul eder ve gerekli bilgileri almaya başlar.Coldwater, Casey ve Ruger bu tarikatın liderleridir.Coldwater eski bir ordu mensubu ve de Vietnam gazisidir,liderdir.Casey güvenlikten sorumlu olup, Ruger’da mali işlerle ilgilenmektedir.
            Jessie bütün hazırlıkların tamamlar ve yola çıkar.Kimliği ,nüfus kayıtları değişmiş herşey kanunen düzenlenmiştir.Yeni adı Jessie BARRON’dur.Minübüsüne biner ve kasabaya ulaşmıştır bile.Tıpkı bir yolcuymuş gibi gider ve bir kafeye oturur.Kahve ister.Fazla geçmeden yanına bir polis gelir.Otururur ve sorular sormaya başlar.Jessie ailesini bir kazada kaybettiğini ve Oregon’a doğru gitmek istdiğini söyler.Polis memuru Casey’dir. Şüphelenir ve onu araştırmaya başlar.Çünkü bu kasabada yabancılar asla barınamazlar.Parmak izinden başlayarak herşeyini arar.Jessie’de onlar gibi ırkçı düşüncelerini ifade eder ve bu Casey’in hoşuna gider.Onu daha iyi tanımak için Casey onu JENNY adındaki bir çocuklu genç,dul bir kadının evine yerleştirir ve iş bulur.Ondan kalmasını ister.Jessie işinde çok çalışkan ve başarılıdır ayrıca güvenilirliğiyle hekesin dikkatini çeker.Casey onu kiliseye götürür ve papaz olan Coldwater ile tanıştırır.Coldwater ,Jessie’nin üzerine bir çok adam göndererek onu test eder.Jessie hepsinde başarılı olur ve Coldwater’in taktirini kazanır.İşler artık ciddileşmeye başlamıştır ve çok dikkatli olmalıdır.Bu arada Jessie sürekli Fuller ile temas halidedir.
            Jessie ev sahibesi Jenny’den de hoşlanmaya başlamıştır.Jenny’nin kızı Carey’I kendi kızına çok benzetmektedir.Onlarla olmak hoşuna gitmektedir.Günler geçer ve Jessie,Jenny ile birlikte olur ve evlenir. Onları gerçekten sevmektedir.Kasabaya artık iyice bağlanmıştır.
            Coldwater onu yanına alır ve herşeyi,tüm planlarını anlatır.Hatta dağların içine yerleştirilmiş üssünü bile gezdirir.Tüm bunlar çok şaşırtıcı ve akılalmazdır.Coldwater gerçekten çok güçlüdür.Jessie artık onun sağ koludur ve sonuca yaklaşmaktadır.
Bir tek Ruger ile arası iyi değildir.Ruger sürekli ondan şüphelenmektedir.Ruger ile bir gün yalnız kalırlar ve başka birini sorguya çekerken Ruger öldürülür.Artık onlar için Jessie o yeri doldurabilecek tek kişidir.Jessie sürekli ofiste aramalar yapmaktadır.
Coldwater’in kasasındaki belgelere ve paralara ulaşır.Paraları oradan kaçmak için kullanacaktır.
Jessie herşeyi planlar ve Fuller ile temasa geçer.Oraya ülkenin en gelişmiş birliklerini ister ve planlar tamamlanır.Jessie gece yarısı üsse sızar ve patlayıcıları yerleştirir.Tam çıkarken karşısında Coldwater ile Casey’i bulur.Sıkışmıştır; tam o sırada patlama gerçekleşir ve Jessie kaçmayı başarır.
Jessie aceleyle Jenny’I yanına alarak kaçacaktır.Her şey hazırdır.
Jessie bir raslantı sonucu kızı Carrie’yi de Fuller’in evinde bulur.Fuller onu korumak ve Jessie hapsteyken bakmak için almıştır.Fuller kızını ona verir ve kaçış başlar.Artık iki kızı olmuştur.Sahte pasaportlar hazırlayarak havaalanına ulaşırlar.O sırada bir görevli Jessie’yi bir odaya çağırır.Jessie karşısında Coldwater ile Casey’I görür.Büyük tartışmalar başlar ve Jessie onları öldürerek kaçmayı başarır.Uçağa biner ve aldığı paralar ile Yeni Zelanda’ya yeni bir hayata yelken açar.
Barker görevinden istifa etmiş,büyük bir tarikatı çökerten Fuller başkan olmuştur.Fuller Jessie’yi öldü diye gazetelerde yayınlatıp ona yeni bir hayat hediye etmiştir.
O ise Yeni Zelanda’da iki kızı ve karısı ile yeni bir hayata başlayacaktır.  

                                                                                                                                                                 

3.KİTABIN ANAFİKRİ

            İnsanlar hayatta ne kadar zor durumda kalacak olurlarsa olsunlar özgürlüklerini kazanmak için herşeden kolayca vazgeçebilirler.

4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Jessie:Eski bir ajandır.Yakışıklıdır fakat yaşadığı olaylar onu çok yıpratmıştır.Karısını kaybetmiş ve bir iftira sonucu hapse mahkum olmuştur.
Fuller:Jessie’nin ajanlıktan arkadaşıdır.O da Jessie’nin iyiliğini düşünmektedir.
Coldwater:
Casey:
Ruger:
Jenny:
Barker:

Evîndare Welat im

Ji bo na her kesek yarek heye é min e welat yar e
Bele çibkim di deste dijminé xwînwar û xeddar e

Çiqas pesné giran béjim nikarim ez bidim zanîn
Çeleng û nazik û şeng û şepal û şox û cebbar e

Hezar wek min di vé ré de bi van derd û kulan  kuştin
Tilisma ser devé genca, di sînga min de reşmar e

Çi zanî qîmeté vé şengeşoxé dijminé bébext
Ne wek min dil bi top û awiré yâre birîndar e

Eger çendan bi dest dijmin belé yara min e şérin
Bi navé wé bilind bûme giham gerdûné seyyar e

Bi wan lévén şekerbarın bi min da soz û peymanek
Ji min pé ve ku dil nadî kesî ew yar e, béçar e

Eve soza me jı pé re ku dil her dem bidim desta
Netirsim ez ji zindan û ji lédan û ben û dar e

Li ser her kavilı rûnim, bikim qérîn heta her kes
Ji tamara xewé rabin bibin hozan û hişyar e

Di bin lingé xwe de deynin seré dijmin wekî dûpişk
Li ser pozé xwe deynin wé gula nû pişkivî xar e

Di govenda me de her kes bi dilşadî bikin dîlan
Li şûna héstiren çavan xuşîn bén co u cobar e

Eve soza min u dilber eger bimrim di vé ré de
Ji vé dinya xweş u şérın Cegerxwîn jî, ne bé par

 Cegerxwin
1-KİTABIN ÖZETİ:
                  Kitap kısa kısa hikyelerden oluşmuştur.kitabın birinci hikayesi ise kıtabın ismi olan “AGO PAŞA’NIN HATIRATI”dır.
                  Ago Paşa,herkesin isminden dolayı yanıldığı gibi bir insan değil aksine bir papağandır.Zamanında bir kuşçu dükkanında eğitilmiştir.Orada  sahibi tarafından konuşmayı öğrenmiştir.
                   Ago Paşa’nın sahibi ona o zamanda neler yasak değilse onu öğretirdi ve o da bunu söylerdi.İnsanlar da onu merakla dinlerlerdi.Ama herşeyin bir sonu vardır.Ve kuş bunu anlayamaz.Bu sefer yine aynı şeyi söylemesine rağmen bu yasaklanmştır.Bunun üzerine bu sefer sahabi polislerle uğraşmak zorunda kalır.O zaman sahibi onu tavan arasına saklar.Olaylar geçtiğinde de ona bu sefer ne söylemesi gerekiyorsa onu öğretirdi.
                    Ona ilk önce “yaşasın padişahımız” öğretilmişti.Bu yasaklanana kadar sahibi ve o mükemmel bir hayat sürmüşlerdi.Ama bu cümle de yasaklandığında yine büyük bir tehlike yaşamışlardı.Daha sonra “yaşasın hürriyet”öğretilmişti.Yine ilk önceleri herkes şaşırmış,kuşun söylediklerine şaşıyordu.Sonra bu cümle yüzünden bu sefer “ittihat ve terakki cemiyeti”ne girmişlerdi.Orada “yaşasın ittihat ve terakki” diyerek yüzlerce kişiyi başına topluyor ve onların verdiği şeyleri yiyordu.Gün geçti bu da yasaklanmıştı.Bu sefer “yaşasın şeriat” öğretilmişti.Görenler bu kuşun kendi dillerine uygun olduğunu düşünerek yine ona yiyecekler veriyorlardı.Sonra bu da yasaklanınca “yaşasın Mahmut Şefket Paşa” öğretilmiş ve bunu haykırıyordu.Bu yüzden Hareket Ordusu erkanından birine satılmıştı.İlk önceleri orada da rahat içindeydi.Bir gramofondan:
      Kimdir onlar?Kimdir onlar?
      Hareket Ordusu!
öğrenmişti.Daha sonra sokaktan geçen bir lahana turşucusunun taklidini yaparak bunu
       Kimdir onlar?Kimdir onlar?
       Hareket Ordusu!
       Lahana turşusu!
 çevirmişti.Sonra bunu dedi diye onu oradan atmışlardı.
                  Bu böyle devam etmişti.Ago Paşa öğrendikleri yüzünden ne acıklar çekmiş ve neler neler ile ödüllendirilmişti.En sonunda yeni bir cümle öğrenmişti.Bu “yaşasın Kuvayı Milliye”idi.Daha sonra bu da yasaklandı.Artık bunlardan iyice sıkılmıştı.Çünkü ne öğrettiyseler önce onu rahat ettiriyor sonra cezalanmasına neden oluyordu.



2-KİTABIN KONUSU:Bir papağanın öğrendiklerinin başına neler getirdikleri
3-KİTABIN ANAFİKRİ:Herşeyi sadece zamanına göre değil biraz da ileri düşünerek yaşamalıyız.
4-OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
    Ago Paşa:Öğrendikleri yüzünden başına gelmeyen kalmamış olan bir papağan.
5-KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Kitap, zamanında nelerin olup bittiğini anlatan güzel bir kitaptır.
6-YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ: 

REFİK HALİT KARAY

1888'de İstanbul'da doğdu. 18 Temmuz 1965'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Vezneciler'de Şemsü'l-Maarif ve Göztepe'de Taş Mektep'te öğrenim gördü. Özel ders aldı. Galatasaray Lisesi ve Hukuk Mektebi'ni yarıda bıraktı. Maliye Merkez Kalemi'ne katip olarak girdi. 1908'de Servet-i Fünun'da ve Tercüman-ı Hakikat'te çalışmaya başladı. Son Havadis adıyla bir gazete kurdu, 15 sayı yayımladı. Fecr-i Ati Topluluğu'na katıldı. Kalem adındaki mizah dergisinde de "Kirpi" takma ismiyle (müstear) siyasi mizah yazıları yazdı. Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesinden sonra Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik'te sürgün hayatı yaşadı. 1918'de İstanbul'a döndü. Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yaptı. Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleleri yayımlandı. Damat Ferit Paşa'nın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na katıldı. Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919). İzmir'in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttu. İstanbul'un düşman işgalinden kurtarılışının ardından 1922'de Beyrut'a kaçtı. 1938'de affın çıkmasından sonra yurda döndü. Ölünceye dek yazılarını sürdürdü.