Slider
Blogger tarafından desteklenmektedir.
Popular Posts
-
1. KİTABIN KONUSU : Kitap kurtuluş savaşı sırasında cephede kolunu kaybetmiş bir subayla, askerliği yeni bitmiş bir askerin köyünde ge...
-
Marksist İnceleme: bu incelemeye göre edebi eser yazarın hayat içinde dahil olduğu sınıfa ve yaşadığı üretim ilişkilerine dayanmaktadır. ...
-
1.KİTABIN KONUSU: Aynı kızı seven vecdi ile hüsamın hayatı anlatılmaktadır. 2.KİTABIN ÖZETİ: Vecdi ölürken ...
-
Klâsik Dönem Rus Edebiyatı Kantemir (1708-1744) ve Lomonosov (1711-1765) şiir türünde, Krilov (1768-1844) fabl türünde, Fonvizin (174...
-
Karşılaştırmalı edebiyatın metodu ve çalışma sahaları 1 Bir sanat eserinin , bir başka vatana ait olan bir yada daha fazla eser ile ...
-
1.KİTABIN KONUSU:Kitap sadece yazarın hayatta yaşamış olduğu bazı tecrübelere dayanarak yazmış olduğu denemeleri sunuyor. Hayatta neyin ne ...
-
1.KİTABIN KONUSU: Kitapta nesiller arasındaki çatışma yansıtılmıştır. Nesiller arasındaki uçurumdan ve hızlı değişimin getird...
-
1. KİTABIN KONUSU: Bir subay kızı olan Feride ile teyzesinin oğlu Kamuran arasında yaşanan ve araya birçok engel girmesine rağmen birbirl...
-
1.KİTABIN KONUSU : İnsanlığı materyalizmin kör çenberini kırmağa, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya çağırmaktadır. Asrımızda insan...
-
1.KİTABIN KONUSU Bir öğretmenin emekli olduktan sonra başından geçen olayları;bir öğretmenin görevlerini,yapması ...
Subscribe
Recent Posts (Do not edit)
Video of Day
Advertisement
Text Widget
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation test link ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.
Duis aute irure dolor in reprehenderit in voluptate another link velit esse cillum dolore eu fugiat nulla pariatur.
Duis aute irure dolor in reprehenderit in voluptate another link velit esse cillum dolore eu fugiat nulla pariatur.
Sample Text
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipisicing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua.
İletişim Formu
Followers
Instagram Photo Gallery
Popular Tags
- acımak
- adı aylin
- ahmet celal
- ahmet rasim
- alber camus
- aldatacağım
- aldatmak
- ali rıza
- alman edebiyatı
- amerikan edebiyatı
- amin maalouf
- anadolu
- anahtar
- anamın kitabı
- ankara
- aşk
- aşkı memnu
- aydınlık yol
- ayşe kulin
- azim
- batı edebiyatı
- bayram
- bedia
- benjamin
- beyaz kale
- bir ölünün defteri
- bomba
- cezmi
- çalıkuşu
- dokuzuncu hariciye koğuşu
- düşman
- Edebiyat
- ernest hemingway
- esat mahmut
- eski yunan ve latin edebiyatı
- eylül
- fakir bayburt
- Felsefe
- feride
- ferruh
- Fransız edebiyatı
- giray
- gomore
- haceli
- haldun taner
- halit ziya
- hasan
- hayat
- hepsinden acı
- hıfzı topuz
- hikaye
- hüsam
- idealist
- iki güzel günahkar
- ingiliz edebiyatı
- iskender
- islamiyet etkisindeki türk edebiyatı
- islamiyet öncesi türk edebiyatı
- ispanyol edebiyatı
- italyan edebiyatı
- kadın
- kamuran
- kayıp aranıyor
- kayıtlar
- kenan bey
- kiralık konak
- Kürt Edebiyatı
- Kürtçe Şiirler
- macit
- mehmet rauf
- mesut
- milano
- mithat paşa
- mutlu ölüm
- naim efendi
- namık kemal
- nazım
- necla
- orhan pamuk
- osmanlı
- öğretmen
- ölüm
- ömer hayyam
- ömer seyfettin
- özet
- paulo coelho
- peyami safa
- refik halit
- Reşat Nuri
- roman
- roman özetleri
- rus edebiyatı
- Sait Faik Abasıyanık
- sakarya
- salih ağa
- saray
- savaş
- semerkant
- serüven
- silahlara veda
- simyacı
- siyasal
- sodom
- sokullu paşa
- sosyal bozulma
- suat
- süreyya
- şevket rado
- şevket süreyya
- şişhane
- tevfik bey
- toprak uyanırsa
- Türkçe Şiirler
- türkçülük
- ümit dünyası
- vahşi bir kız
- yaban
- yağmur
- yakup kadri
- yalnızız
- yaprak dökümü
- yılanların öcü
- yunan edebiyatı
- zehra
- zehra hanım
- zeynep
Tags
- acımak
- adı aylin
- ahmet celal
- ahmet rasim
- alber camus
- aldatacağım
- aldatmak
- ali rıza
- alman edebiyatı
- amerikan edebiyatı
- amin maalouf
- anadolu
- anahtar
- anamın kitabı
- ankara
- aşk
- aşkı memnu
- aydınlık yol
- ayşe kulin
- azim
- batı edebiyatı
- bayram
- bedia
- benjamin
- beyaz kale
- bir ölünün defteri
- bomba
- cezmi
- çalıkuşu
- dokuzuncu hariciye koğuşu
- düşman
- Edebiyat
- ernest hemingway
- esat mahmut
- eski yunan ve latin edebiyatı
- eylül
- fakir bayburt
- Felsefe
- feride
- ferruh
- Fransız edebiyatı
- giray
- gomore
- haceli
- haldun taner
- halit ziya
- hasan
- hayat
- hepsinden acı
- hıfzı topuz
- hikaye
- hüsam
- idealist
- iki güzel günahkar
- ingiliz edebiyatı
- iskender
- islamiyet etkisindeki türk edebiyatı
- islamiyet öncesi türk edebiyatı
- ispanyol edebiyatı
- italyan edebiyatı
- kadın
- kamuran
- kayıp aranıyor
- kayıtlar
- kenan bey
- kiralık konak
- Kürt Edebiyatı
- Kürtçe Şiirler
- macit
- mehmet rauf
- mesut
- milano
- mithat paşa
- mutlu ölüm
- naim efendi
- namık kemal
- nazım
- necla
- orhan pamuk
- osmanlı
- öğretmen
- ölüm
- ömer hayyam
- ömer seyfettin
- özet
- paulo coelho
- peyami safa
- refik halit
- Reşat Nuri
- roman
- roman özetleri
- rus edebiyatı
- Sait Faik Abasıyanık
- sakarya
- salih ağa
- saray
- savaş
- semerkant
- serüven
- silahlara veda
- simyacı
- siyasal
- sodom
- sokullu paşa
- sosyal bozulma
- suat
- süreyya
- şevket rado
- şevket süreyya
- şişhane
- tevfik bey
- toprak uyanırsa
- Türkçe Şiirler
- türkçülük
- ümit dünyası
- vahşi bir kız
- yaban
- yağmur
- yakup kadri
- yalnızız
- yaprak dökümü
- yılanların öcü
- yunan edebiyatı
- zehra
- zehra hanım
- zeynep
About
Join Us
Advertisement
- Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit.
- Aliquam tincidunt mauris eu risus.
- Vestibulum auctor dapibus neque.
Ads
Need our help to upload or customize this blogger template? Contact me with details about the theme customization you need.
Advertisement
About
Our Company Inc.
2458 S . 124 St.Suite 47
Town City 21447
Phone: 124-457-1178
Fax: 565-478-1445
2458 S . 124 St.Suite 47
Town City 21447
Phone: 124-457-1178
Fax: 565-478-1445
Technology
"
});
Popular Posts
-
1. KİTABIN KONUSU : Kitap kurtuluş savaşı sırasında cephede kolunu kaybetmiş bir subayla, askerliği yeni bitmiş bir askerin köyünde ge...
-
Marksist İnceleme: bu incelemeye göre edebi eser yazarın hayat içinde dahil olduğu sınıfa ve yaşadığı üretim ilişkilerine dayanmaktadır. ...
-
1.KİTABIN KONUSU: Aynı kızı seven vecdi ile hüsamın hayatı anlatılmaktadır. 2.KİTABIN ÖZETİ: Vecdi ölürken ...
-
Klâsik Dönem Rus Edebiyatı Kantemir (1708-1744) ve Lomonosov (1711-1765) şiir türünde, Krilov (1768-1844) fabl türünde, Fonvizin (174...
-
Karşılaştırmalı edebiyatın metodu ve çalışma sahaları 1 Bir sanat eserinin , bir başka vatana ait olan bir yada daha fazla eser ile ...
-
1.KİTABIN KONUSU:Kitap sadece yazarın hayatta yaşamış olduğu bazı tecrübelere dayanarak yazmış olduğu denemeleri sunuyor. Hayatta neyin ne ...
-
1.KİTABIN KONUSU: Kitapta nesiller arasındaki çatışma yansıtılmıştır. Nesiller arasındaki uçurumdan ve hızlı değişimin getird...
-
1. KİTABIN KONUSU: Bir subay kızı olan Feride ile teyzesinin oğlu Kamuran arasında yaşanan ve araya birçok engel girmesine rağmen birbirl...
-
1.KİTABIN KONUSU : İnsanlığı materyalizmin kör çenberini kırmağa, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya çağırmaktadır. Asrımızda insan...
-
1.KİTABIN KONUSU Bir öğretmenin emekli olduktan sonra başından geçen olayları;bir öğretmenin görevlerini,yapması ...
Travel
Performance
‹
›
Cute
My Place
Slider
Racing
Videos
1)KİTABIN
KONUSU:
Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu
olmayan bir öğretmeni anlatıyor.
2)KİTABIN
ÖZETİ:
Zehra adında bir öğretmen çok acımasız bir karaktere
sahipti.Öğrencilerine her zaman kötü davranıyordu. Bir gün babasının öldüğünü
duydu.Babasının evine gitti.Fakat hiçbir şekilde üzülmüyordu. Babasını yanına
gitmeden başka bir odaya geçti. Odada bulunan sandıktan babasının hatıra
defterini buldu.Bu hatıra defterini okudukça babasına haksızlık ettiğini
anlamaya başladı.Acıma duygusu olmayan Zehra öğretmen babasının geçmişte
bulunduğu duruma acımaya başlamıştı. Annesinin babasına karşı haksızlık
yaptığını anladı.Büyük bir üzüntüyle odadan çıkarak babasının bulunduğu odaya
gider. Ve onun yüzüne örtülü olan çarşafı kaldırarak onu öper. Daha sonra Zehra
öğretmen okuluna geri döner ve bir süre sonra orada evlenir.
3)KİTABIN
ANA FİKRİ:
Geçmişte yaşanan acı
olaylar insan yaşamının diğer
bölümlerinde sürekli etkili olur.
4)
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN ÖZELLİKLERİ:
Zehra Hanım : Acımak nedir bilmeyen dik
başlı, çatık kaşlı, asabi bir insandır.
Tevfik Bey : Zehra Hanım için elinden
gelen herşeyi yapmak isteyen fedakar ve iyi bir insandır.
Mürşit Efendi :
Zehra Hanım’ın babası. İyiliklerden yana ve
fedakâr bir insandır.
Müşerref : Mürşit
Efendi’nin karısı. Oldukça bencil ve para düşkünüdür.
Feriha : Mürşit
Efendi’nin kızıdır.Veremden öldü.
Kayınvalide : Aşırı tutkuları olan ve
bencil bir yaratılışa sahiptir.
5) KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ
GÖRÜŞLER:
Kitap
klasik bir Türk romanıdır; fakat bu romanda anlatılan olay oldukça akıcı ve
gerçekçi dille anlatılmıştır. Dili sadedir, anlaşılması kolaydır ve tasvirler
çok yerinde kullanılmıştır.
6)
KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
Reşat Nuri GÜNTEKİN;
25 Kasım
1889 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini
bitirdi(1912). Bursa’da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli
okulllarda devam etti. Mili Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili
(1933-43), Pais Kültür Ataşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için
gittiği Londra’da öldü. İstanbul’da Karacaahmet mezarlığına gömüldü. Çalıkuşu,
Yaprak dökümü, Dudaktan Kalbe ve Kavak Yelleri adlı eserleri bulunmaktadır.
acımak - Reşat Nuri - tevfik bey - zehra hanım
1.KİTABIN KONUSU
Bir öğretmenin emekli olduktan sonra başından geçen olayları;bir
öğretmenin görevlerini,yapması gereken şeyleri anlatan bir kitaptır.
2.KİTABIN ÖZETİ
Olayın içinde geçen
öğretmen,aslında emekli olmuş vurdumduymaz bir öğretmendir.Fakat emekli
olduktan sonra zamanını bunca sene ne kadar boş şeyler içinde harcadığını
anlar.Emekli olmadan önce kurduğu hayallerin hiçbiri gerçekleşmez.eğitim müdürü
ile konuşmaya gider.eğitim müdürü ona bir köyde öğreymenlik yapabileceği
müjdesini verir.gittiği köy tahmininden kötü çıkar.geri dönmek ister fakat bunu
yapamaz.çünkü,oradaki insanları çok sevmiştir ve onlar için birşeyler yapmak
ister.köyde ilk olarak ilgilendiği yer okuldur.daha sonra köyün başına dert
olan bataklığı kurutur.bunları yaparkende başından birçok olay geçer.köyü çok
iyi bir duruma getirir.öyle ki artık köye yabancılar gelmeye başlar.insanlar iş
sahibi olurlar.öğretmen hayatının en verimli yıllarını burada geçirir.köyde köy
odaları açılır,bir eğitim seferberliği başlar.köyde yıllardır yapılamayan nüfus
sayımı bile yapılır.artık ekmeksizköy için yeni ufuklar açılmıştır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ
insan sırlar içinde yaşar ve bunu
farkedemez.fakat etrafındaki insanlara ilgi gösteren sosyal insanlar bunu
keşfederler ve hayattan tat almaya başlarlar.
4.KİTAPTAKİ
OLAYLARIN,ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
. EKMEKSİZKÖY
ÖĞRETMENİ:Vatansever,sosyal,insanlarla çok iyi iletişim kurabilen bir insan.
HOCAEFENDİ:Kooperatifçiliğe merak
sarmış,kendi yağında kavrulan bir insandır.
MUHTAR:Öğretmenin köye gelmesinden
beri ona yardım eden,dürüst,vatansever bir insandır.
5.KİTAP HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER
Kitap sade bir dille yazıldığı için
anlaşılması kolay bir kitaptır.Olaylara yaklaşım tarzı diğer kitaplardan daha
güzel ve daha farklıdır.Herkesin okumasını tavsiye ederim.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINBDA KISA BİLGİ
şevket süryya aydemir eski bir
öğretmendir.bu öğretmenlik görevi sırasında O,çalışmalarının niteliği ve
başarısı üzerinde öyle bir takdir belgesine de mazhar olmuştur ki,bu belge,fani
hayatında,her Türk’ün bir şeref tacı ve bir ülküsü sayılabilir.bu taktir,Gazi
Mustafa Kemal’in,Şevket Süreyya’nın hem eğitim başarıları,hem de şahsiyeti
üstündeki üstün ve pek eşi olmayan yazılı ifadeleridir.Tek Adam,Suyu Arayan
Adam,Toprak Uyanırsa en önemli eserlerindendir.
öğretmen - şevket süreyya - toprak uyanırsa
1-)Kitabın Konusu :
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU’nun
Ankara romanı ütopik bir romandır. Bu romanda yazarın özlediği, özlemini
çektiği geleceğin Ankara’sı dolayısı ile Türkiye’sidir.
2-)Kitabın Özeti :
Cumhuriyet inkılabı ile
birlikte Anadolu’nun yeniden dirilişi yeniden yapılanması gerekmektedir. Bu
yeni yapı üzerine acil bir şekilde bina inşaa edilmelidir. Bunu yapacak olanlar
ise dönemin idealist vatansever insanları olacaktır. Ankara romanında ise bunu
gerçekleştirecek idealist insanların verdiği mücadele anlatılmaktadır. Bu
idealist insanlar inkılap hareketini özümsemiş, milli şuura sahip
karakterlerdir. Bu insanlar hayat serüveni içerisinde karmaşık yollardan
geçerek romanın son bölümünde bir araya gelirler. Kendi hayatlarını geleceğin
çağdaş, modern, öz benliği ile çelişmeyen maddi ve manevi varlığını
kaybetmeyen, değerleri ile övünen yeni Türk toplumu yaratma mücadelesi içinde
geçer.
Ankara romanı üç bölümden oluşmaktadır.;Birinci bölüm : Sakarya savaşı öncesi ( 1922’ye kadar ).
İkinci bölüm : Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllar ( 1926’ya kadar ).
Üçüncü bölüm : Cumhuriyet sonrasının 14 ve 20. Yılları (1937-1943’e kadar ).
Bu üç bölümdeki olaylar
yazarın her bölümde ayrı bir kişilik olarak karşımıza çıkardığı Selma Hanım’ın
çevresinde geçer. Selma Hanım’ın arayışı Ankara’nın arayışıdır. Yazgısı
Ankara’nın yazgısıdır. Yaşamı da Ankara’nın yaşamıdır. Selma Hanım’ın ilişki
kurduğu erkekler ise birer simgedirler.
Birinci bölüm: Kurtuluş
Zaferi ile sonuçlanan, savaş yıllarındaki Ankara’yı kısa hatlarla
açıklamaktadır. Romanın kahramanı olan Selma Hanım hayatını bu üç bölümde üç
ayrı erkekle geçiriyor. Milli mücadele yıllarında bir banka şefinin karısıdır.
Kocası Nazif’le Ankara’nın yabancısıdır. İstanbul'lu hanım için Ankara’da hayat
tek düze ve sıkıcıdır, yoksulluklarla doludur. Boş zamanlarında Hatice Hanım ve
Halime Hanım ile sohbet eder. Bu sohbetlerinde gündelik Ankara hayatını tüm çıplaklığı
ile gözler önüne serer. Daha sonraları Nazif Bey’in vekil arkadaşı Murat Beyle
tanışırlar. Bu sırada binbaşı Hakkı Beyle de tanışırlar. Bu dönemlerde Hakkı
Bey’in milli mücadele ruhu ve azmi kendisini fazlasıyla etkiler. Bütün
ümitlerin zafer’e bağlandığı, başka hiçbir şeyin ehemmiyetli olmadığı bu
devirde, herkesin mütevazı bir hayatı vardır. Yalnız kocası Nazif Bey’in milli
davaya bir erkekten beklediği heyecan ve alaka ile bağlanmadığını gören Selma
Hanım yavaş yavaş kocası Nazif Bey’den kopmaya başlar. Erkân-ı Harp
Binbaşı’sının fikir ve hareketlerine yakınlık duyar. Birinci bölüm Selma
Hanım’ın binbaşının cazibesine kendisini kaptırdığı bir zamanda sonuçlanır.
İkinci bölümde Selma Hanım
Nazif Bey’den boşanmıştır. Bu bölüm zaferden sonraki Ankara’dır. Selma Hanım
eski binbaşı emekli Miralay Hakkı Bey’in karısıdır. Ancak koşullar değişmiş
değişen koşullar Cumhuriyet öncesinin kişilerini de değiştirmiştir. Hakkı Bey
ordudan, Murat Bey vekillikten ayrılmışlardır. Vurguncu harp zengini şirket
meclisi idarelerinde dolaşan, ecnebi gruplarla komisyon işleri yapmaya çalışan
Hakkı Bey’in yeni yüzüyle karşılaşırız. Hakkı Bey milli idealleri bir tarafa
bırakmış, maddi refah içerisinde sadece kendi hesabına çalışan birisine
dönüşmüştür. Bu zümreye göre artık halkçılık diye bir dava kalmamıştır. Bu
bölümde halk ile bu zümre arasında nasıl doldurulmaz bir uçurum açıldığını,
inkılabı böyle anlayanları, hep kendi lehlerine çekenlerin eleştirisi yer alır.
Selma Hanım yeni kocasından da uzaklaşır. Bu sırada muharrir olan Neşet Sabit
genç kadını görmek için onların bazı alemlerine iştirak eder. Selma Hanım bu
hayatın acılarını onunla paylaşır. Binbaşı Hakkı Bey’den boşanır. Bundan
sonraki hayatında toplumsal hizmetlerin en değerlisi olan öğretmenlik görevine
atılır.
Son bölüm yazarın hayalindeki Ankara’dır. Yazarın
bu hayali Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Dönümü Bayramıyla başlar. Gazi Mustafa
Kemal’in Türk milletine hitabesi, bir devir başlangıcının, bir yeni sabahın ilk
işareti gibi olmuştur. Ankara’nın çehresi değişmiştir. Bundan sonra egoist bir
zümrenin zevkine ve menfaatine karşı şiddetli matbuat hücumu başlamıştır. Halk
evleri, Toplumsal Mükellefiyet Teşkilatı yeni hayatın odakları olmuştur. Selma
Hanım Neşet Sabit’le evlenmiş, bu iki insan yeni hayatın imar ve inşasında
elele vererek büyük bir aşkla çalışıyor, yeni değerleri halk yığınlarına
götürürler. Harf İnkılabı, Tarih Cemiyeti, Yüksek İktisat Enstitüsü, Halk
Evleri gibi daha bir çok alanda büyük atılımlar, büyük yenilikler gerçekleşir.
Selma Hanım ve Neşet Sabit fırsat buldukça Anadolu’nun muhtelif yerlerine
seyahat eder, bu seyahatlerinde gördükleri yerlerin yeni çehresiyle
karşılaşırlar. Anadolu toprağı, suyu, kırı, bayırı, dağı, taşıyla eşsiz
güzelliğiyle cennetten bir parça gibi tasavvur ederler, bundan doyumsuz bir haz
alırlar. Hele Pınarbaşı’nda düzenledikleri eğlencelerde halk ezgileri ve
türküleri çalınır söylenir, sabaha kadar hoşça vakit geçirirler. Roman yazarın bu tasavvuruyla son bulur.
3-)Kitabın Ana Fikri :
Yeni kurulan bir devletin buhranlı dönemlerinde insanların kendi
menfaatlerinden çok devletini ve milletini düşünmesi gerekir.Bu zor dönemin
atlatılmasında her ferdin yürek yüreğe, el ele çalışması; engelleri, ne kadar
güç olsa da, beraberce aşması gerekmektedir.
4-)Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi :
Selma Hanım :
İyi bir öğrenim görmüş, haksızlıklara boyun eğmeyen, vatansever, vatan sevgisi
uğrunda oradan oraya koşan; hep bir şeylet arayan, aradığını bulamayan; azimli
ve hoş görülü, halden anlar, olgun bir kişidir.
Nazif Bey : İyi bir öğrenim görmüş banka şefidir.
Sessiz, sedasız, vatanından çok canını seven kişidir.
Binbaşı Hakkı
Bey
: Milli mücadele yıllarında atılgan ve yiğit bir askerdir. Milli
mücadele bitince tavır ve hareketlerinde değişmeler olur. Milli mücadele
vurguncusudur, sömürücüdür, vurdumduymaz biridir.
Neşet Sabit Bey
: İyi bir öğrenim görmüş, genç bir yazardır. Milli mücadelenin yanında
yer almış, gönülden desteklemiş, inkılabın yanında canla başla çalışan;
sorumluluğunu bilir, azimli, hoşgörülü, halden anlayan bir kişidir.
Murat Bey : Kendisi Anadolu’nun bağrında yetişmiş,
milli mücadelenin yanında yer almış, tutucu, kendi çıkarını herşeyin üstünde
tutan bir insandır. Milli
mücadele vurguncusudur. Milli mücadele sonunda zengin
olmuş, harvurup harman savuran bir kişidir. Ailesi ile Avrupa’ya kaçmıştır.
Ömer Efendi ve Ailesi : Kültür düzeyleri düşük
insanlardır.Kendilerinin ayıp saydıkları şeyleri başkaları yaparsa ayıp
sayarlar. Kendileri yaparsa olağan karşılarlar. Tutucudurlar. İş hayatında
başarılıdırlar.
Yıldız Hanım : Tiyatro sanatçısıdır.
Şeyh Emin : Dini bir kişidir, tutucudur.
5- )Kitap Hakkında
Şahsi Görüşler :
Anlatımı güzel ve yalın bir kitap.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ki karmaşada, insanların tutum ve
davranışlarının, kendilerini nasıl yansıttıkları hakkında örnekler sunuyor.
Türkiye’nin geleceği hakkında, o yıllarda ki
endişeleri ve yapılanmayı aktarıyor.Okunulması faydalı olacağını
düşünüyorum.
6-)Kitabın Yazarı Hakkında
Bilgi :
27
Mart 1889'da Kahire'de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği
Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra
annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda
tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da
arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı.
1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke
yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi.
1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi.
1923'te Mardin, 1931'de
Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını
sürdürdü. Kadro Dergisi 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan
Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları
arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro
dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran
elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag,
1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern
elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine
seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa
milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü.
ESERLERİ Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban,
Ankara, Bir Sürgün, Panaroma, 2 cilt, Hep O Şarkı. Hikaye Bir
Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikâyeleri. Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı,
Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl,
ankara - idealist - sakarya - yakup kadri
1-)Kitabın Konusu :
Orta gelirli İstanbul’da
yasayan bir aileye, sonradan görme zengin bir akrabanın kızı olarak gelen bir
kız ve bu ailenin yargı değerlerini nasıl alt üst edişi konu ediliyor.Kızın
aileye gelir olarak sağladığı
katkılar,kaprisleri ve güzel olmasından dolayı bir çok talip çıkması aile
içinde nasıl etkiler yaptı anlatılıyor.
2-)Kitabın Özeti :
Postacının
bile pek seyrek uğradığı
evlerine postacı bir gün bıraktığı
mektup evde şaşkınlık uyandırır.Mektupta Ata Efendinin teyze oğlu Yaşar kızını
İstanbul’a yollayacağı
yazmaktadır.Ayrıca yanında üç yüz lira göndermektedir.Böyle bir şeyi istemeyen
Ata Efendi evde oluşabilecek problemlerden kaygılanmaktadır.Ama zengin olan
teyze oğlunun göndereceği para hiçte göz ardı edilecek bir miktar
değildir.Ayrıca kız güzel ise evde bulunan huzurun kaçabileceğini
düşünmektedir.
Ama kız
emrivaki bir şekilde gönderilir.Ve evde tahmin edilenden çok farklı bir kız
çıkar karsılarına.Oldukça güzel olan kız
evdekilerde dahil olmak üzere bir çok kişinin ilgisini kazanır. Eve yeni
bir gelir kapısı da açılmış olur.
Yaşar’ın İstanbul’daki iş ortaklarından da kızın geçimi için para vermektedirler.Ata Efendi’de
kıza tutulur bu arada. Ata Efendi çalıştığı yerde güvenilir birisidir.Bir gün
patronun oğlu Ayşen ile tanışır.Bu da iş yerinde Ata Efendi’ye bir
karizma kazandırmıştır. Ata Efendi patronu ve Patronun oğlu ile daha sık bir araya
gelirler ve patronun oğlu Rüştü kıza taliptir. Rüştü Ata Efendi ile oldukça
ahbap olurlar.Ata Efendi terfi eder. Rüştü bir yere görürse Ata Efendi ve
ailesini kimseye para ödetmez ve bir zengin gibi yaşamaya başlarlar. Daha sonra
elçi Sait Reşit ile ilişkisi olan Ayşen yanlış bir karar verir ve elçi ile evlenerek yurt dışına çıkarlar.
Ayşen bu
ilişkiden mutlu olmaz ve Rüştü ile Ata Efendi kız geri döndürmek için uğraşırlar. Ayrıca evde kız gidince eski haline dönmüş parasızlık baş göstermiştir. Kız da geri dönmek istemektedir.Evdekiler
kızı özlemişlerdir. Ayşen geri döner. Patronun oğlu Rüştü ile evlenir.Böylece
herkesin istediği son ortaya çıkmış olur.
3-)Kitabın Ana Fikri :
Para ve fiziki güzellikler insanların hayatına olumsuzluk ve
huzursuzluk getirebilir.Bu gibi güzellikleri olması gerektiği gibi karşılamalı
ve ne oldum delisi olmadan bunlardan faydalanılmalıdır. Çıkar her ne olursa
olsun ahlaki değerlerden taviz
verilmemelidir.
4-)Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi :
Ata Efendi : Evin babası.
Üftade Hanım : Evin annesi.
Feride : Ata Efendi’nin Kızı.
Atıf : Ata Efendi’nin
Damadı.
Yaşar :
Ata Efendi’nin teyze oğlu.
Ayşen :
Yaşar’ın Kızı.
Rüştü : Ata Efendi’nin
patronunun oğlu.
İsmail : İşyerinin
katiplerinden.
Mesture Hanım : İsmail beyin hanımı.
Berin : Mesture hanımın
kardeşi.
Deniz :Berin hanımın kızı.
Alımsızoğulları :
Yaşar Beyin ortakları.
Sait Reşit Bey : Mısır elçisi.
5- )Kitap
Hakkında Şahsi Görüşler :
Anlatımı sade ve yalın bir kitap.Olayların akışkanlığı okuyucuya zevk veriyor.Aile ve ahlaki ilişkiler açısından çarpıcı bir
eser. Yazar okuyucuyu fazla yormadan konuyu anlatıyor.
6-)Kitabın Yazarı Hakkında Bilgi :
1888 yılında Beylerbeyi’nde doğan Refik Halid, 18. yüzyıl sonlarında
bir kolu Mudurnu’dan İstanbul’a göçen Karakayış ailesindendir.Galatasaray Sultanisi ve Mekteb-i Hukuk’ta okuyan yazar,
Meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlamıştır. Kısa sürede üne kavuşmuş, Fecri Ati edebiyat topluluğu kurucularından
olmuştur. Kirpi adıyla taşlamaları ve siyasal yazıları sonucu İttihat Ve
Terakki hükümetince Anadolu’nun çeşitli yerlerine gönderilmiş, ancak 1. Dünya
Savaşı’nın son yılında İstanbul’a dönebilmiştir.Dönüşünde bir süre öğretmenlik
yapmıştır. Başyazarlık ve Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan Refik Halid, bu
ara tanınmış Ay dede mizah dergisini de çıkarmıştır.
Bazı siyasal davranışları yüzünden memleketten ayrılmak zorunda kalan
yazar, Halep’e yerleşerek Vahdet gazetesini çıkarmıştır.Hatay’ın Türkiye
topraklarına katılmasında katkıları olmuştur.1938 yılında yurda dönen Refik
Halid, çeşitli dergi ve gazetedeki günlük yazıları ve 20 kadar romanı ile
yaşamını sürdürmüştür.1965 yılında ölen yazar;tekniği, dilinin güzelliği, taşlamalarının inceliği ve tasvirlerinin kuvveti
ile ün yapmış, Modern Türk Edebiyatı’nın temel taşlarından biri olmuştur.
anadolu - refik halit - saray - siyasal
1. KİTABIN KONUSU : İlk
evliliğinde yaşadığı kötü olaylar sonucu kadınlarn hepsine önyargılı bakan ve
onları değersiz gören İskender ‘in başından geçenler anlatılmaktadır.
2. KİTABIN ÖZETİ
: Kitap, İskender adlı orta yaşlı bir adamın başından
geçenleri anlatmaktadır. İskender, ilk öğrenimini Ankara‘da, orta öğrenimini
Amasya ve Niğde ‘de yapmıştır. Babasının mesleği nedeniyle birçok yere gitmiş
ve çeşitli insanlarla tanışmıştır. Okul yıllarında genellikle sakin bir yapıya
sahip olan İskender askere gidip geldikten sonra tanıştığı Zeynep adlı kadın
yüzünden sert, sinirli bir kişiliğe bürünür. Bunun böyle olmasının sebebi kadınla
yaşadıkları değişik olaylardır.
Zeynep
ile İskender mutlu bir ilişkiye sahiptiler fakat daha sonraları Zeynep,
İskender‘i Mesut adlı bir gençle aldatır. Zeynep eve geç gelmeye, İskender‘ e
karşı ilgi göstermemeye başlar. Zaman içinde İskender buna katlanamaz ve
boşanırlar. Böylece İskender ‘ in kadınlara karşı bir fobisi oluşur. Her kadını
Zeynep gibi görür ve hiçbirine güvenemez.. Kendine, bir daha kimseyi
sevmeyeceğine dair söz verir. İki sene sonra İskender başka bir yerde çalışmaya
başlar. Çalıştığı ofiste yan masada çok güzel, çalışkan ve çekici bir kadın
vardır. Gittikçe bu kadına karşı bir şeyler hissetmeye başlar fakat önceki
deneyimi yüzünden uzun süre kendini engeller. Kadına karşı soğuk davranır,
hatta bazen tersler ama bunları tamamen isteksiz olarak yapmaktadır.
Kafasındaki düşünceler onu bir kadın düşmanına çevirir. Kadınları dünya için
gereksiz görmeye başlar. Yan masada çalışan Belgin isimli güzel kız İskender’ e
aşık olur ve onun garip tutumunu anlayamaz. İskender de zamanla içindeki
sevgiye karşı koyamaz ve Belgin’ e hissettiklerini anlatır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ : Hayatta hiçbir zaman ön yargılı
olmamalıyız.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN
DEĞERLENDİRİLMESİ:
İskender
: Başarılı, insanlarla olan ilişkileri iyi, duygularıyla hareket eden, değişken
fikirlere sahip olan orta ayşlı biri.
Zeynep : Çekici, güzel, çalışkan, deli dolu, çapkın
ve eğlenmeyi seven bir kişilik.
Belgin : Genç, uzun boylu, iyi niytli, utangaç,
duygularını tam yansıtamayan biri.
Mesut : Yakışıklı, zengin, kibirli, insanları
umursamayan bir kişilik.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitapta
insanlar arasındaki ilişkiler son derece detaylı anlatılmış. Sürekli gelişen
olumsuzluklar bazen okuyucuyu sıkabiliyor. Yazar, kişileri iyi tasvir etmiş ve
olaylar akıcı bir şeklde ele almış.
6. YAZAR HAKKINDA BİLGİ : Reşat Nuri, 1912 yılında İstanbul
Darulfünunu Edebiyat Şubesini bitirdikten sonra liselerde edebiyat, Fransızca
ve felsefe okuttu. 1931 ve 1943 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı
müfettişi olarak Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu.
Bir dönem Zaman gazetesine Temaşa Haftaları başlığı ile tiyatro eleştirileri yazdı çeşitli takma isimlerle (Şair, Nedim, Büyük Mecmua, İnci dergilerinde Hayreddin Rüşdi, Sermed Ferid, Mehmed Ferid) hikayeler yayınladı. Reşet Nuri'nin bazı mizah dergilerinde farklı takma isimler kullandığı da görülmüştür. Ayrıca "Harabelerin Çiçeği" adlı eserini yine zaman gazetesinde Cemil Nimet adıyla yayınladı. Cumhuriyet'in yeni kurulduğu 1923-1924 yıllarında arkadaşlarıyla birlikte Kelebek isimli haftalık bir mizah dergisi çıkardılar. Reşat Nuri Güntekin, Batılı bazı yazarlarından romanlar, hikayeler çevirmiş, oyunlar uyarlamıştır. Akciğer kanresinden tedavi olmak için gittiği Londra'da ölmüş (Aralık, 1956) ve cenazesi İstanbul'a getirilerek, Karacahmet Mezarlığında defnedilmiştir.
Romanları: Harabelerin Çiçeği (1918), Gizli El (1920), Çalıkuşu (1922), Dudaktan Kalbe (1923), Damga (1924), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928), Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen, Miskinler Tekkesi (1946), Ripka İfşa Ediyor (1949), Kavak Yelleri (1950), Kan Davası (1955), Boyunduruk (1960), Son Sığınak (1961).
Bir dönem Zaman gazetesine Temaşa Haftaları başlığı ile tiyatro eleştirileri yazdı çeşitli takma isimlerle (Şair, Nedim, Büyük Mecmua, İnci dergilerinde Hayreddin Rüşdi, Sermed Ferid, Mehmed Ferid) hikayeler yayınladı. Reşet Nuri'nin bazı mizah dergilerinde farklı takma isimler kullandığı da görülmüştür. Ayrıca "Harabelerin Çiçeği" adlı eserini yine zaman gazetesinde Cemil Nimet adıyla yayınladı. Cumhuriyet'in yeni kurulduğu 1923-1924 yıllarında arkadaşlarıyla birlikte Kelebek isimli haftalık bir mizah dergisi çıkardılar. Reşat Nuri Güntekin, Batılı bazı yazarlarından romanlar, hikayeler çevirmiş, oyunlar uyarlamıştır. Akciğer kanresinden tedavi olmak için gittiği Londra'da ölmüş (Aralık, 1956) ve cenazesi İstanbul'a getirilerek, Karacahmet Mezarlığında defnedilmiştir.
Romanları: Harabelerin Çiçeği (1918), Gizli El (1920), Çalıkuşu (1922), Dudaktan Kalbe (1923), Damga (1924), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928), Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen, Miskinler Tekkesi (1946), Ripka İfşa Ediyor (1949), Kavak Yelleri (1950), Kan Davası (1955), Boyunduruk (1960), Son Sığınak (1961).
düşman - iskender - kadın - mesut - Reşat Nuri
1. KİTABIN KONUSU : Ömer
Hayyam ‘ ın Semerkant ‘ a gelişi ; burada yaşadıkları ve tarihe damgasını vuran
eserinin oluşması.
2. KİTABIN ÖZETİ :
Roman 11. yy’da yaşamış olan İranlı bilge ozan ömer Hayyam ‘ ın hayatı
ve Rubaiyat ‘ ının öyküsünü anlatmaktadır.
Kitap
iki bölümden oluşmaktadır. Ömer Hayyam bilgeiğiyle ve şairliğiyle her tarafta
tanınan birisiydi. Onun tüm hayali Semerkant ‘ I görmek , oranın güzelliğini
keşfetmekti. Gittiği yerde başından geçen birtakım olaylar sonucunda kadıyla
tanışması ve onun tavsiyesi üzerine eserini bir kitapta toplar. Onun bu şairane
ve bilge kişiliği kendisinin devletin en üst kademesine kadar yükseltir.
Herkesin takdirini toplar ve kitabını her türlü koşullara rağmen tamamlar.
Kitabın
ikinci bölümünde de Benjamin Omer adındaki bir Ömer Hayyam hayranı bu şaheseri bulmak için birçok zorlu yoldan
geçer ve macera kitabın Titanic gemisinde kaybolmasıyla son bulur.
3. KİTABIN ANA FİKRİ : Tüm
zorluklara rağmen insanlar hayallerini gerçekleştirmelilerdir.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN
DEĞERLENDİRİLMESİ:
Ömer
Hayyam : Bilge , filozof gökbilimci ,
matematikçi , herkesin güvendiği , olaylara tarafsız bakabilen bir kişilik.
Hasan
Sabbah:Zeki , araştırmacı , azimli fakat bilgisini ve yeteneklerini kötüye
kullanan birisi.
Benjamin
Omer: Araştırmacı , maceracı ve kendini Rubaiyat ‘ I bulmaya adayan birisi.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ
GÖRÜŞLER :
Kitap geçmişteki olatlara bizlere dersler
veriyor. Tarihin bizler tarafından fazla bilinnmeyen yönlerine ışık tutuyor.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİGİ :
1949 ‘da Lübnan ‘da doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan
sonra gazeteciliğe başladı. 1976 ‘dan beri Paris ‘te yaşıyor. Çeşitli yayın
organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf , bugün vaktinin
çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.
ESERLERİ : Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
, Afrikalı Leo , Semerkant , Doğunun Limanları , Tanios Kayası , Ölümcül
Kimlikler
amin maalouf - benjamin - hasan - ömer hayyam - özet - roman - semerkant
Çarpıtılmış Gerçeklikler ve Zerdüştlük
Yeryüzünde var olan tüm dinler insanların iyiliği için var
olmuştur. Asıl çıkış amaçlarının temeli mutluluk, iyilik, doğruluk gibi insani
değerleri ön planda tutan ilkeler üzerindedir. Zerdüştlük inancının da temeli
iyilik üzerindedir. İyi davranış, iyi düşünce, iyi eylem… Çoğu inançta olduğu gibi bu inanç da değişikliğe uğramış ve kendi öz
değerlerinden koparılmıştır. Sonrasında ve günümüzde ise tamamen
çarpıtılmaktadır. Ateşe tapmak, Şeytana tapmak, Güneşe tapmak gibi çarpıtılmış
bakış açılarıyla bu inanç kirletilmeye çalışılıyor.
Zerdüştilikte ateşe tapmak gibi bir durum söz konusu
değildir. Ateş sadece kutsaldır ve ondan kral diye söz edilmektedir. Nasıl ki
yere düşmüş bir ekmeği kaldırıp, öpüp, alnına koyduktan sonra yüksek-temiz bir
konuma bırakan bir müslümandan ‘’Bakın bu ekmeğe tapıyor’’ diyemiyorsak, ya da Hiristiyanlık’ta ,; Meryem’e, şaraba,
eşitliğe tapınmıyorsa, Zerdüştilikte de
ateşe tapınmıyor. Sadece benimsenen değerlere kutsanmışlık vardır. Ki bu sadece
Zerdüştlüğe özgü de bir şey değildir. Günümüzde bile namus, onur gibi kavramlar
kutsallaşmış ve biz bunlara tapmıyoruz. Ve Zerdüştilikte kutsanan sadece ateş
de değildir. Kılıç, topuz da kutsal sayılır ve toplantı salonlarının
duvarlarına asılırlar.
‘’Peki ateşe tapınanlar hiç mi yok?’’ Gerçeklikler asla inkar edilemez zaten. Gerçeklikler tüm çıplaklığıyla da konuşulur,
yazılır, çizilir. Evet, ateşe tapınan Zerdüştler de var. Zerdüştlük inancı ne
sadece bir birey tarafından kabul edildi ne de dünyadaki bütün kavimler
tarafından.. Zerdüştlük inancını benimsemiş olan birkaç topluluk ateşe aşırı
kutsallık atfettikten sonra ateşi nerdeyse ilahlaştırmışlardır. Ve Zerdüştlüğün
öz temellerinden ayrı kalmışlardır. Ki bunlar da Müslümanların kutsal kitabı
Kuran’da ‘’mecusiler’’ olarak geçmektedir.
Ya da ateşe tapan Zerdüştler de diyebiliriz. Ya da Zerdüştlük inancında
değişimler yaratıp ‘’kendi Zerdüştlüğünü yaşayanlar’’ da … Tıpkı Hristiyanlık’ta katolok ile Protestanların ya da İslam’da Şii, Hanefi, Şafi gibi
toplulukların kısmen de olsa yaşayış tarzlarında ve düşünsel yorumlarında
farklılıklar oluşturduysa Zerdüştlükte de durum böyledir. Tabi Mecusiler bir
mezheptir filan demiyorum ama Zerdüştlük özünü ve gerçekliğini farklı
yorumlayan toplulukturlar.
‘’Zerdüştilikte-Ezidilikte Şeytana tapmak var mıdır? ‘’ Bunu açıklamadan önce Zerdüştlük dinini resmi
inancı yapmış olan Med-Pers krallığı ile İskender arasında yapılan savaşın
kısmi detaylarına inmek gerek İskender
Med krallığını fethettikten sonra burada Zerdüştlüğün kutsal kitabı olan
Avesta’yı da yakar-zarar verir. Ceylan derisi üzerine yazılan gathaların bir
bölümü kurtarılır (Günümüzdeki Avesta).
İskender’in fethinden dolayı bazı Zerdüşt toplulukları İran’ın doğusuna
yerleşir. Fakat İskender fethini daha da yaymaya çalışır. Bunun üzerine
buradaki Zerdüşt toplulukları Şengal’e göç ederler(Günümüzdeki Ezidiler’i
oluştururlar).
Ezidilik inancında Xweda(yaratıcı) Dünyayı yaratmak için Meleke Tawus’u (şeytan diye bilinen Melek) yanına çağırır ve ona dünyayı yaratma emri
verir. Meleke Tawus da Allah’tan dört
melek ve dört cin ister. Allah da istediğini ona verir. Meleke Tawus,
Allah’ın verdiği emirle dünyayı, suyu, ateşi, toprağı, doğayı
yaratır. Allah da Meleke Tawus’a yarattığı bu doğaya tabi olmasını ister.
Meleke Tawus ise; ‘’Bu kainatın ve her şeyin yaratıcısı sensin. En yüce olan da
sensin. Ben sadece sana tabi olurum.’’ der. İşte Ezidilik inancına göre Meleke Tawus bunu
söylerken aslında Allaha karşı çok itaatkardır. Ve Meleke Tawusun daha da büyük
bir melek olduğunu kabul ederler. Allah’ı
inkar söz konusu değildir. Şeytana tapmak da söz konusu değildir. Allaha
da, Meleke Tawusa da sonsuz bir bağlılık vardır. Ki konuşmalarına bile baktığımızda
iki cümlelerinin birinde mutlaka xweda, xwede (Allah) vardır.
T.C Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan da gittiği çoğu
ortamlarda Kürtlerin en eski dini olan Zerdüştlüğe hakaret etmekte ve onu çarpıtmakta,
Ünlü cicişler uzmanı Adnan Oktar da uydurmuşlukta sınır
tanımamakta. İnsanlar kendi yanlışlarını örtmek için başkalarında
kusur ararlar. Kendi ruhunu kirlilikten arındıramayanlar Zerdüştlüğü kirletmeye
çalışıyorlar. Oysa Zerdüşt; ‘’kirletmeyin!’’ der. İyi söz,
iyi düşünce, iyi eylem…
Ateşin sıcaklığının içimizi aydınlatması, ruhumuzu
ferahlatması dileğiyle. İyilikler
bizim, daha büyük iyilikler tüm insanlığın olsun!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


Recent Comments